Masturbasyon
Genel anlamıyla masturbasyon kişinin kendi kendini cinsel doyuma ulaştırmak için yaptığı eyleme denir. Masturbasyon kelimesi Latince ''masturbare (elle bozmak)'' fiilinden türemiştir. Dilimizde yine kullanılagelen Arapça kökenli “istimnâ" kelimesi de aynı anlamı ifade etmektedir...
Masturbasyon elle veya bazı araçlar kullanılarak yapılmaktadır. Masturbasyon sonrası genellikle "yorgunluk" ve uykuya eğilim" olmaktadır. Bu, orgazm esnasında beyinde artan morfin benzeri etki gösteren ve endorfin denen hormonların "gevşetici", “sakinleştirici” ve "keyif verici" özellikleri nedeniyledir. Aslında bu tablo normal ilişki sonrasında da görülmektedir. Bazen bu duygulanıma ilave olarak, bir pişmanlık hissi de görülebilmektedir. Cinsel haz alma ve orgazma ulaşmak amaçlı bir eylem olan masturbasyonu, bireyin kendi bedenine yönelik olarak geliştirdiği, masturbasyon da dahil olmak üzere her çeşit haz alma durumunu içeren otoerotizm ile karıştırmamak gerekir.Masturbasyon bazı kültürlerde aşağılanıp yasaklanırken bazılarında cinsel yaşamın normal bir etkinliği olarak kabul edilmekte ve teşvik bile görmektedir. Zaman içinde de masturbasyona yaklaşımda değişiklikler olmuştur. 19'uncu yüzyıla kadar genellikle masturbasyonun zararlı ve kötü bir şey olduğu yönünde inanışlar yaygındı. Hatta bu yıllarda yazılmış bilimsel kitaplarda masturbasyonun akıl hastalıkları ve iktidarsızlık başta olmak üzere bir çok hastalığa neden olduğu ileri sürülmekteydi.
Ancak geçtiğimiz yüzyılda modern psikiyatri ve psikolojinin gelişmesiyle beraber cinsel temelli bir çok kuram geliştirilmiş ve bir çok yerleşik kabul, ilkel ve yanlış olarak nitelenmeye başlanmıştır. Ne var ki, bu kuramların bir kısmı hala tartışılır olmaktan kurtulamamıştır. Günümüzde cinsel sorunların giderilmesine yönelik olarak uygulanmakta olan davranış tedavilerinde masturbasyon, tedavinin bir parçası olarak da uygulanmaktadır. Ayrıca, tıbbi terminolojide prostatore diye adlandırılan, boşalmamaya bağlı olarak prostat salgısının bir akıntı şeklinde gelmesinden fazla rahatsızlık duyan hastalara da masturbasyon önerilmektedir.
Tek Tanrılı dinlerde özellikle Musevilik ve Katolik Hıristiyanlıkta masturbasyon tartışmasız yasaktır. Katolik Kilisesine göre cinsellik bir zevk ve oyun aracı değildir; neslin devamını sağlayan evliliğin bir gereğidir. Yeni Ahitin “etten haz almama” telkini doğrultusunda din adamları için evlenmenin bile söz konusu olmadığı bu ekolün masturbasyon karşısındaki tavrını anlamak zor değildir. Ancak cinselliği nerede ise tümü ile yasaklayan bu yaklaşımın ne kadar gerçekçi olduğu ve ne derece pratik değerinin olduğu ortadadır. Nitekim farklı Hıristiyan ekollerinin cinselliğe bakışı da farklılıklar göstermektedir. Müslümanlıkta bu konuda kesinlik gösteren Kuran buyruğu bulunmamasına rağmen genel yaklaşım olumsuz olarak değerlendirme yönündedir. Konu ile ilgili olan hadislerin güvenirliği konusunda tartışmalar vardır. Toplumumuzda büyük oranda etkili olan İslam inancının konuya bakışı üzerinde biraz durmak istiyorum. İnanç sahipleri bir yana, kendisine dini hiçbir referans kabul etmese dahi kültürel anlamda bu dini inanışlardan etkilenmemiş kişiye rastlamak çok zordur. En eleştirel yaklaşan birey bile, tepkisel anlamda, bu kültürün etki alanındadır. Hastalarımızda dikkatli bir sorgulama bunu kolaylıkla ortaya koymaktadır.
Farklı İslam okullarının masturbasyona yaklaşımı da farklılık göstermektedir. Genelde olumsuz bir tavır göze çarpsa da, cinsel dürtünün doruk noktasında olduğu gençlik çağında, cinsel dürtüyü meşru eşle tatmin etme olanağının olmadığı durumlarda, kişinin cinsel arzusunu masturbasyon ile tatmin etmesi, biraz temkinli olmakla birlikte, olumlu karşılanmaktadır. Kanımca genelde masturbasyonun olumsuz nitelenen yönü, orgazma ulaşmak için yapılan eylemden daha ziyade, bu eylemin bir zevk aracı olarak kullanılması ile eşeyli yaşama, yani aile yapısına olumsuz etki edeceği kaygısından kaynaklanmaktadır.
Nedense insanlarda taraf tutma içgüdüsü hep baskın gelmektedir. Bir konuya ilişkin kendini ait olarak gördüğü tarafın görüşlerini tartışmasız doğrular gibi algılama, hatta bilimsel verilerle ispatlama gayreti içine girerler. Masturbasyon konusu da bu yaklaşımdan kurtulamamakta; ya din etkisindeki geleneksel kültür yanlılarınca kötü, zararlı olarak nitelenmekte, ya da bu tavra karşı koyanlarca yararlı, gerekli hatta vazgeçilmez bir eylem olarak sunulmaktadır.
Nette bu konuyu biraz araştırınca böyle bir yargıya kapıldım. Bir karşı-taraftar, masturbasyonun psikolojik zararlarını anlatırken üzüntü, dalgınlık ve aşağılık duygusu meydana getirdiği, bir kısım sinir bozukluklarına yol açtığı, insanı aşk ve sevgiden mahrum ettiği, sevgi cevherini körelttiği, hafıza zayıflığı, dikkatsizlik ve unutkanlık yaptığı, şehvet hayalleri ve fantezi düşünceleri artırarak cinsel doyumsuzluğa yol açtığını ileri sürmektedir. Sosyal zararları arasında 59 milyar doları bulan pornografi pazarı ile ilişki kurulmakta, tam bir cinsel tatmin olmayan masturbasyonun daha fazla arayışa yol açarak kısır döngü içinde gençleri bu pazara ittiği savunulmaktadır. Bu görüş sahiplerine göre masturbasyon tıbbi açıdan da zararlıdır. İnsanı zayıf düşürdüğünden bir çok hastalığa zemin hazırlamaktadır. Erkeklerde erken boşalmaya, kadınlarda cinsel soğukluğa yol açmaktadır.
Masturbasyon taraftarları da masturbasyonun, herkesin kendi bedeninin cinsel hazlarını keşfettiği, cinsel doyumu öğrendiği bir yol olduğu kanısındalar. Bunlara göre masturbasyon kendi kendine haz almanın ve cinsel dürtüleri doyurmanın sağlıklı bir yoludur. Masturbasyonun kadında veya erkekte hiç bir bedensel olumsuz etkisi yoktur; aksine rahatlamayı ve gevşemeyi sağlar. Herhangi bir tehlikesi ve zararı yoktur. Henüz eşli cinsel ilişki kurmamış, düzenli bir cinsel yaşamı olmayan genç erişkinlerin masturbasyon yapması değil, yapmaması daha zararlıdır. Cinsel gücü azaltması söz konusu değildir, tersine deneyim kazandırır. Ayıp bir eylem değil, hatta bir gerekliliktir. İlerde kurulacak eşli ilişkilerde sorun yaratacağına, erken boşalma, sertleşme zorluğuna yol açacağına ilişkin inançlar doğru değildir. Masturbasyon deneyimi, ilerde karşı cinsle ilişki kurmada ancak kolaylık yaratabilir. Kişi ne kadar deneyimliyse, o kadar az sorunu olacaktır. Toplumda söylenen diğer her şey tamamen uydurmadır.
Gece boşalmaları biraz göz ardı edilerek masturbasyonun özellikle erkekler için organik bir zorunluluk olduğu bile savunulmaktadır. Meni üretiminin devamlı sürdüğü ve biriken meninin boşaltılmaya hazır beklediği noktasından hareketle, kesenin hacmi dolduğunda cinsel boşalma gerçekleşmezse kasıklarda ağrı ve aşırı cinsel istek olacağı ileri sürülmektedir. Özellikle eşeyli cinsel yaşantıya sahip olamayan gençlerde bu istek frenlenemeyeceğine göre, masturbasyon bir zorunluluktur. Sonuçta taraftarlara göre dilediğiniz yer ve zamanda masturbasyon yapabilirsiniz. Bu sizin hakkınız ve bedensel özgürlüğünüzdür.
Masturbasyonun hakkında birçok hurafeler üretile gelmiştir. Bunlar genellikle deliliğe yol açması, gözleri kör etmesi ya da yukarıda nakledilen hususlar tarzında masturbasyonun zararları yönündedir. Kilo aldırdığı, iştahı açtığı gibi yararlarından da söz edilmektedir. Zararları konusunda söylenenler gibi yararları konusunda söylenenler de bilimsel dayanağı olmayan yanlış inançlardır.
Bugünkü tıbbi bilgilerimize göre, masturbasyonun beden fonksiyonları açısından belirgin bir zararından ya da yararından söz etmemiz mümkün değildir. Belki evlilik öncesi cinselliği masturbasyonla yaşayan ve masturbasyonla kazandığı deneyime göre boşalmaya alışan erkekler eşi ile cinsel birleşmede zamanlama sorunu, yani erken boşalma ile karşılaşabilir. Ruhsal açıdan değerlendirildiğinde bazı noktalarda dikkatli olmak gerekir. Özellikle masturbasyonun zararlı veya günah, ya da ayıp olduğu yönünde değer yargıları olan kişilerin masturbasyon yapmaktan dolayı suçluluk duygusuna kapılmaları sık görülen bir durumdur. Ayrıca kişinin sosyal yaşantısını, normal cinsel ilişkilerini bozacak düzeyde bir masturbasyonun zararlı etkisi yadsınamaz. Masturbasyonun kaçınılmaz bir davranış olarak nitelenmesinin, bir tutku haline getirilmesi, normal cinsel ilişkiye tercih edilmesi ve normal cinsel partnerden zevk almayıp masturbasyona yönelinmesinin, kısacası yoğunlaştırılmış bir cinsel yaşam biçimi olarak algılanmasının normal karşılanamayacağını düşünüyorum. Masturbasyonun gerçek cinsel ilişkiye tercih edilmesi ve toplumdan, sosyal aktivitelerden uzaklaşılması, masturbasyon taraftarlarınca dahi, aşırılık olarak nitelenmektedir. Böyle durumlarda masturbasyon beraberinde sosyal ve psikolojik sorunlar doğurmaktadır. Aslında "aşırı masturbasyon" gizli kalmış bir sosyal fobinin belirtisi olarak da görülebilmektedir.
Bu durumdaki bir kişi hayalini kurduğu fantezik ilişkileri gerçek hayatında gerçekleştiremez. Başarısız olduğu bu durum için güç sarf etmenin yersizliğine inanarak toplumdan uzaklaşacak kendince haklı nedenler bulur. Masturbasyon bazı durumlarda, gerçek sorunla yüz yüze gelmemek için başvurulan bir kaçış yolu veya yalancı bir özür olarak karşımıza çıkabilir. Böyle bir durumda temeldeki esas sorunun çözümlenmesi gerekir.
Aslında sevgi, karşılıklı güven ve teslimiyet duyguları içinde eşlerin beraberce yaşadığı, paylaştığı haz almanın söz konusu olduğu bir sevişmenin yerine, kişi kendi kendine orgazmı yaşayarak, bir anlamda, masturbasyonla cinselliği fazlaca mekanikleştirmektedir. Masturbasyon eşliğinde düşlemeler geliştirilerek, bazen tasviri zor fantezilere başvurulmaktadır. Hatta fiziksel açıdan mekanikleşmeye ve can sıkıcı bir hale dönüşmeye yatkın olan kendi kendini tatmin eyleminin çekiciliği bu fanteziler sayesinde korunmaya çalışılmaktadır. Masturbasyonun hayal gücünün veya fantezinin sonsuz kullanımı ile gerçekleşebildiği, kişinin bu sırada kendisini ve karşıdakini dilediği gibi düşünebildiği ve sonsuz bir güce sahip olduğu, bu yüzden de hiç bir cinsel eylemin bu sınırsızlıkta ve mükemmellikte gerçekleşemeyeceği ileri sürülmektedir. Eğer bu doğru ise ilk eşeyli cinsel eylemlerde hayal kırıklığına uğramak kaçınılmaz olur. Ancak durum biraz farklı olmaktadır; hiç bir düşünce karşı cinsin tensel dokunmasının, bunu hissetmenin ve en önemlisi sevginin yerini tutamaz. Masturbasyonun cinsel gerilimleri giderdiği için, eş arama zorunluluğu kalmayacağı, dolayısıyla, duygusal bir bağlantıya da gerek duyulmayacağı da savunulmaktadır. Bu varsayım eşeyli cinsel ilişkinin yerini tutabileceği ön yargısına dayanmaktadır. Böyle bir yargının doğru olması, aile kurumu için bir tehdit olacak, din ve gelenek kaynaklı kaygıları da haklı çıkaracaktır.
Masturbasyonun ne kadar yapılırsa normal olduğu, ya da aşırılık sınırının ne olduğu gibi sorularla sık karşılaşmaktayız. Bu işin normal sayısı şu kadardır, bundan fazlası aşırılıktır, ya da zararlıdır gibi bir yargıda bulunmak mümkün değildir. Eğer masturbasyon gerçekten doyurulmamış cinsel isteğin neden olduğu gerilimden kurtulmak için bir ihtiyaçsa, bir defa yapıldığında cinsel tatmin olma gerçekleşir ve gerilim gerekçesi ortadan kalkar. Hiçbir kimse ard arda masturbasyon yapma ihtiyacı hissetmez. Buna rağmen kişi günde birkaç defa masturbasyon yapıyorsa bir ruhsal sorun varlığından söz edebiliriz. Bu durumda dürtünün tatmini değil, adeta dürtünün zihni işgali söz konusudur.
Sabahattin AYDIN
KAYNAK: http://www.cinselsorunlar.com





